Paratiroid adenomu: Ameliyat mı, Ablasyon mu?

Paratiroid Adenomu: Ameliyat mı, Ablasyon mu?

Paratiroid adenomu, paratiroid bezlerinden birinin fazla parathormon üretmesiyle kan kalsiyumunu yükseltebilen iyi huylu bir bez büyümesidir. Hastaların bir kısmında böbrek taşı, kemik yoğunluğu azalması, halsizlik, kas-eklem ağrıları, sık idrara çıkma, mide yakınmaları veya dikkat sorunları görülebilir. Bazı hastalarda ise hiçbir belirti yoktur; sorun yalnızca kan testinde kalsiyum yüksekliği ve PTH artışıyla fark edilir.

Bu tanı konduğunda en sık sorulan soru şudur: "Paratiroid adenomu için ameliyat mı, ablasyon mu daha doğru?" Bu sorunun herkese uyan tek bir cevabı yoktur. Paratiroid adenomu için klasik ve en yerleşik tedavi ameliyattır. Ancak bazı hastalarda ameliyatsız ablasyon yöntemleri de tartışılabilir. Buradaki kritik nokta, ablasyonun cerrahinin otomatik yerine geçen basit bir işlem gibi görülmemesidir. Doğru hasta seçilirse anlamlı olabilir; yanlış hasta seçilirse tedaviyi geciktirebilir.

Paratiroid adenomunda ameliyat ve ablasyon kararını karşılaştıran premium medikal görsel
Paratiroid adenomunda yöntem seçimi, tanı netliği ve hasta özelindeki risk-fayda dengesine göre yapılır.

Karar verirken yalnızca boyunda bir adenom görülmesi yeterli değildir. Önce biyokimyasal tanı doğrulanmalı, hastalığın gerçekten tedavi gerektirip gerektirmediği anlaşılmalı ve fazla hormon üreten odağın tek ve güvenli hedeflenebilir bir adenom olup olmadığı gösterilmelidir. Kalsiyum, PTH, D vitamini, böbrek fonksiyonları, idrar kalsiyumu, kemik yoğunluğu ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilmeden sağlıklı bir karar verilemez.

Hastalar için kararın zorlaşmasının bir nedeni de iki yöntemin farklı avantajlar sunmasıdır. Ameliyat daha yerleşik, doğrudan ve patolojiyle doğrulanabilen bir tedavidir. Ablasyon ise daha küçük giriş yolu ve bazı hastalarda daha düşük cerrahi yük anlamına gelebilir. Fakat küçük giriş yolu her zaman daha doğru tedavi anlamına gelmez. Aynı şekilde ameliyatın standart olması da her hasta için otomatik olarak en kolay yol olduğu anlamına gelmez. Bu yüzden karar, yöntemin adına değil, hastanın bütün klinik resmine göre verilmelidir.

Paratiroid adenomunda tedavi hedefi nedir?

Paratiroid adenomunda amaç yalnızca boyundaki küçük dokuyu küçültmek değildir. Asıl hedef, fazla parathormon üretimini kontrol altına almak ve yüksek kalsiyumun kemik, böbrek ve genel sağlık üzerindeki etkilerini azaltmaktır. Bu nedenle bir tedavinin başarısı yalnızca ultrason görüntüsüyle ölçülmez. Kalsiyum ve PTH değerlerinin düzelmesi, böbrek ve kemik açısından riskin azalması ve hastanın şikayetlerinin izlenmesi gerekir.

Bu yönüyle paratiroid adenomu, sıradan bir tiroid nodülünden farklıdır. Tiroid nodül ablasyonunda temel hedef çoğu zaman nodül hacmini küçültmek ve bası ya da kozmetik yakınmayı azaltmaktır. Paratiroid adenomunda ise hormon üreten bir dokudan söz edilir. Görüntüde küçülme olsa bile PTH ve kalsiyum yeterli düşmüyorsa tedavi hedefi tam karşılanmamış olabilir.

Tedavi hedefi belirlenirken hastanın bugünkü değerleri kadar gelecekteki riskleri de düşünülür. Kalsiyum yüksekliği hafif görünse bile böbrek taşı öyküsü, kemik yoğunluğu azalması, genç yaş veya böbrek fonksiyonlarında etkilenme kararı değiştirebilir. Bazı hastalarda yakın izlem güvenli olabilirken, bazı hastalarda beklemek doğru olmayabilir. Bu ayrım yapılmadan yalnızca "ameliyatsız olsun" veya "hemen ameliyat olsun" demek eksik bir değerlendirme olur.

Bilgi Kutusu

Kısaca

Paratiroid adenomunda seçim, “hangi yöntem daha yeni?” sorusuyla değil; bu hastada kalsiyum-PTH dengesini en güvenli hangi yol sağlar? sorusuyla yapılır.

Ameliyatın güçlü tarafları nelerdir?

Paratiroid ameliyatının en güçlü tarafı, hastalıklı bezin çıkarılmasıdır. Uygun hastada deneyimli bir ekip tarafından yapıldığında yüksek başarı şansı sunar. Çıkarılan doku patolojik olarak incelenebilir. Bazı merkezlerde işlem sırasında PTH ölçümü yapılır ve hormon düzeyindeki düşüşle tedavinin yeterliliği kontrol edilebilir. Bu, özellikle net lokalize edilmiş tek adenomlarda önemli bir avantajdır.

Ameliyat, çoklu bez hastalığı şüphesinde de daha kapsamlı değerlendirme sağlayabilir. Bazı hastalarda sorun yalnızca tek bir bezde değildir; birden fazla bez etkilenmiş olabilir. Böyle durumlarda tek hedefe ablasyon yapmak yetersiz kalabilir. Cerrahi yaklaşım, hastalığın tipine ve cerrahın planına göre daha geniş değerlendirme olanağı sunabilir.

Ameliyatın sınırları da vardır. Genel anestezi veya cerrahi risk bazı hastalarda daha yüksek olabilir. Daha önce boyun ameliyatı geçirmiş kişilerde doku planları değişmiş olabilir. Ses siniri, kanama, enfeksiyon, hipokalsemi ve yara iyileşmesi gibi riskler işlem öncesi konuşulmalıdır. Bu riskler düşük olsa bile dikkatle değerlendirilmelidir.

Cerrahinin başarısı yalnızca yöntemin kendisine değil, doğru lokalizasyon ve deneyimli ekibe de bağlıdır. Adenomun yeri net biliniyorsa operasyon daha planlı ilerleyebilir. Buna karşılık görüntüleme belirsizse veya daha önce boyun cerrahisi yapılmışsa işlem daha zor hale gelebilir. Bu durum ameliyatın yanlış olduğu anlamına gelmez; yalnızca planlamanın daha dikkatli yapılması gerektiğini gösterir.

Ablasyonun güçlü tarafları nelerdir?

Ablasyonun potansiyel avantajı, hedefe büyük cerrahi kesi olmadan ulaşmasıdır. Radyofrekans, mikrodalga, lazer veya seçilmiş durumlarda alkol ablasyonu gibi yöntemlerle adenom dokusunda kontrollü etki oluşturulabilir. İşlem çoğu zaman görüntüleme rehberliğinde, ince iğne veya probla yapılır. Cerrahi riski yüksek, tekrar boyun ameliyatı zor olan ya da ameliyat istemeyen bazı hastalarda bu yaklaşım değerli olabilir.

Ablasyon, özellikle tek ve net görülen adenomlarda, çevre yapılarla güvenli mesafe varsa tartışılabilir. Hasta açısından daha küçük giriş yolu, daha kısa toparlanma ve bazı durumlarda lokal anesteziyle işlem yapılabilmesi önemli avantajlar gibi görünebilir. Ancak bu avantajlar, yalnızca uygun hastada geçerlidir. Paratiroid adenomunun hormon üreten bir hedef olduğu unutulursa ablasyonun sınırları gözden kaçabilir.

Paratiroid adenomunda ablasyon uygunluğu için tek odak ve güvenli komşuluk değerlendirmesini anlatan görsel
Ablasyon düşünülüyorsa adenomun tek, net ve güvenli hedeflenebilir olması gerekir.

Ablasyonda çıkarılan doku patolojiye gitmez. Bu nedenle tanı güveni yüksek olmalıdır. Paratiroid kanseri şüphesi, atipik görüntüleme bulguları, hızlı büyüme, çevre dokulara invazyon şüphesi veya tanısı belirsiz boyun kitlesi varsa ablasyon doğru seçenek olmayabilir. Ayrıca işlem sonrası kalsiyum ve PTH değerleri beklenen düzeyde düzelmezse ek işlem veya cerrahi gerekebilir.

Ablasyonun hasta açısından cazip görünmesi anlaşılırdır; kesi daha küçük, günlük yaşama dönüş daha hızlı olabilir ve bazı hastalarda genel anestezi gerekmeyebilir. Yine de paratiroid hastalığında asıl hedef hormon kontrolüdür. Bu nedenle ablasyon önerilen hastanın, işlem sonrası laboratuvar takibini kabul etmesi ve olası ek tedavi ihtimalini bilmesi gerekir. Takip yapılmayacaksa ablasyonun güvenli biçimde yönetilmesi zorlaşır.

Hangi hastada ameliyat daha öne çıkar?

Cerrahiye engel belirgin bir durum yoksa, tedavi endikasyonu netse ve adenom güvenilir biçimde lokalize edilmişse ameliyat çoğu hasta için ana seçenektir. Özellikle genç hastalarda, belirgin kalsiyum yüksekliği olanlarda, böbrek taşı veya kemik etkilenmesi bulunanlarda ve uzun dönem kalıcı çözüm hedeflenen durumlarda cerrahi güçlü bir adaydır. Elbette nihai karar hastanın genel durumu ve uzman ekip değerlendirmesine bağlıdır.

Çoklu bez hastalığı olasılığı da ameliyatı öne çıkarabilir. Görüntülemeler birbiriyle uyumsuzsa, tek odak net değilse veya biyokimyasal tablo tek adenomla tam açıklanamıyorsa yalnızca görünen bir hedefe ablasyon yapmak yeterli olmayabilir. Bu hastalarda cerrahi değerlendirme daha doğru bir yol olabilir.

Paratiroid kanseri şüphesi varsa ablasyon genellikle uygun değildir. Kanser şüphesi düşük bir olasılık olsa da ciddi bir konudur. Ses kısıklığı, sert ve çevreye yapışık kitle, çok yüksek kalsiyum değerleri veya atipik görüntüleme gibi bulgular varsa cerrahi ve patolojik değerlendirme öncelik kazanabilir.

Ameliyatı öne çıkaran bir başka durum da hastanın uzun dönem takipte belirsizlik istememesidir. Cerrahi de takip gerektirir; ancak hastalıklı bez çıkarıldığı ve patoloji değerlendirildiği için karar zemini daha nettir. Ablasyonda ise hedef dokunun vücutta kalması ve yanıtın laboratuvarla izlenmesi gerekir. Bu fark bazı hastalar için önemli olabilir.

Hangi hastada ablasyon düşünülebilir?

Ablasyon, daha dar bir hasta grubunda gündeme gelir. Cerrahi riski yüksek olan, genel anestezi açısından sorun taşıyan, daha önce boyun ameliyatı geçirdiği için tekrar cerrahisi zor olan veya ameliyat istemeyen hastalarda seçenek olarak konuşulabilir. Bunun için adenomun tek, net, ulaşılabilir ve güvenli hedeflenebilir olması gerekir. Sadece "ameliyatsız olsun" isteği, tek başına yeterli değildir.

Hedefin ultrasonla iyi görülebilmesi önemlidir. Adenom ses siniri, yemek borusu, soluk borusu veya büyük damarlarla çok yakın ilişkideyse risk artar. Bazı durumlarda koruyucu sıvı uygulamalarıyla mesafe oluşturulabilir; ancak bu her hedef için mümkün değildir. İşlemi yapacak ekibin paratiroid anatomisi ve boyun ablasyonları konusunda deneyimli olması gerekir.

Ablasyon düşünülen hastada kararın yazılı ve ölçülebilir olması yararlıdır. İşlemden önce başlangıç kalsiyum ve PTH değerleri, hedefin boyutu, kullanılan görüntüleme ve beklenen takip aralığı belirlenmelidir. Hasta, başarı ölçütünün yalnızca "işlem yapıldı" cümlesi olmadığını bilmelidir. Böylece yanıt yetersiz kalırsa bir sonraki adım gecikmeden planlanabilir.

Doğru Bilinen Yanlış

Yanlış Bilinen

Yanlış Bilinen: Ablasyon daha kolay olduğu için ameliyattan her zaman daha iyidir.

Doğrusu: Ablasyon daha küçük giriş yolu sağlayabilir; ancak yalnızca seçilmiş hastalarda uygundur. Çoğu hastada standart tedavi hâlâ ameliyattır.

Kararda görüntüleme ne kadar belirleyicidir?

Görüntüleme kararın önemli parçasıdır, ancak tek başına karar verdirmez. Ultrason, sintigrafi, 4D BT veya MR gibi yöntemler adenomun yerini göstermeye yardımcı olabilir. Birden fazla görüntüleme aynı odağı işaret ediyorsa güven artar. Buna karşılık görüntülemeler uyumsuzsa veya hedef net değilse ablasyon kararı riskli hale gelir.

Görüntüleme ayrıca güvenli giriş yolunu gösterir. Paratiroid adenomları küçük olabilir ve hassas yapılara yakın yerleşebilir. Ses siniri, damarlar, yemek borusu, soluk borusu ve tiroid dokusu işlem planında değerlendirilir. Ablasyon için yalnızca hedefi görmek değil, hedefe güvenli ulaşabilmek gerekir.

Ameliyat açısından da görüntüleme önemlidir. İyi lokalizasyon, daha sınırlı cerrahi planı mümkün kılabilir. Ancak görüntüleme negatif olsa bile biyokimyasal tanı güçlü olan bazı hastalarda deneyimli cerrahi ekip farklı bir strateji önerebilir. Bu nedenle görüntüleme, tedavinin tek hakemi değil, kararın temel verilerinden biridir.

Görüntüleme raporlarında "paratiroid adenomu ile uyumlu" ifadesi görülmesi hastayı doğrudan tedaviye götürmemelidir. Bu bulgu, laboratuvar ve klinik tabloyla eşleştirilmelidir. Yanlış pozitif odaklar, tiroid nodülleri veya lenf nodları paratiroid adenomu sanılabilir. Özellikle ablasyonda hedefin yanlış seçilmesi tedavinin başarısız olmasına yol açabileceği için lokalizasyon güveni daha da önem kazanır.

Kalsiyum ve PTH kararı nasıl etkiler?

Kalsiyum ve PTH değerleri hastalığın ağırlığını ve tedavi gerekliliğini anlamada merkezî rol oynar. Hafif kalsiyum yüksekliği olan, belirgin kemik veya böbrek etkilenmesi bulunmayan bazı hastalarda yakın izlem seçeneği konuşulabilir. Buna karşılık belirgin yüksek kalsiyum, böbrek taşı, kemik yoğunluğu azalması, böbrek fonksiyon etkilenmesi veya şikayetler varsa tedavi daha güçlü biçimde gündeme gelir.

Tedavi sonrasında da aynı değerler izlenir. Ameliyattan sonra PTH ve kalsiyum düşüşü beklenir. Ablasyondan sonra da biyokimyasal yanıt takip edilir; ancak yanıtın hızı ve derecesi hastaya ve işlem kapsamına göre değişebilir. Bu yüzden ablasyon planlanan hastada takip uyumu çok önemlidir. Kontroller aksarsa yetersiz yanıt veya kalsiyum dengesizliği geç fark edilebilir.

PTH değerinin tek başına yorumlanması bazen yanıltıcı olabilir. D vitamini düzeyi, böbrek fonksiyonları ve kalsiyum alımı PTH üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle takipte yalnızca bir sayıya bakmak yerine tablo bütün halinde ele alınır. Tedavi sonrası düşük kalsiyum belirtileri, kemik mineral dengesi ve böbrek taşı riski de gözden kaçırılmamalıdır.

Uzman Görüşü

Doktor Notu

Paratiroid adenomunda yöntem seçimi, sadece “ameliyat istemiyorum” veya “ablasyon mümkün mü” sorusuyla yapılmamalıdır. Kalsiyum-PTH tablosu, hedefin güvenliği ve cerrahiyle karşılaştırmalı risk birlikte değerlendirilmelidir.

Dr. Mehmet Hakan Pıçak

Riskler nasıl karşılaştırılır?

Ameliyatın riskleri arasında ses değişikliği, kanama, enfeksiyon, yara izi, anesteziye bağlı sorunlar ve kalsiyum düşüklüğü sayılabilir. Deneyimli merkezlerde bu riskler azaltılır; yine de her işlem gibi dikkatli planlama gerektirir. Ameliyatın avantajı, hastalıklı dokunun çıkarılması ve patolojik değerlendirme yapılabilmesidir.

Ablasyonun riskleri farklıdır. Boyunda ağrı, kanama, enfeksiyon, ciltte hassasiyet, tiroid veya çevre dokuda istenmeyen etki, ses siniri etkilenmesi, yetersiz tedavi ve ek işlem gereksinimi görülebilir. Isı kullanılan yöntemlerde çevre dokuların korunması kritik önemdedir. Kimyasal ablasyonda ise maddenin hedef dışına yayılmaması gerekir.

Risk karşılaştırması genel cümlelerle yapılamaz. Cerrahi riski düşük bir hastada ameliyat daha güçlü ve net bir seçenek olabilir. Cerrahi riski yüksek, tek odaklı ve iyi hedeflenebilir bir hastada ablasyon daha dengeli görünebilir. Aynı yöntem bir hasta için mantıklı, başka bir hasta için gereksiz riskli olabilir.

Risk konuşulurken hastanın kendi öncelikleri de dikkate alınmalıdır. Bazı hastalar patolojik doğrulama ve daha yerleşik tedavi yolunu tercih eder. Bazıları cerrahi riskleri nedeniyle daha küçük girişimli bir yaklaşımı değerlendirmek ister. Hekimin görevi, hastaya yalnızca avantajları değil, belirsizlikleri ve olası ikinci adımları da açıkça anlatmaktır.

Başarı nasıl ölçülür?

Ameliyat sonrası başarı çoğu zaman hastalıklı bezin çıkarılması, PTH düşüşü ve kalsiyumun normale gelmesiyle değerlendirilir. Uzun dönem takipte kalsiyumun tekrar yükselmemesi, böbrek ve kemik etkilenmesinin izlenmesi önemlidir. Patoloji sonucu da tanı güvenini destekler.

Ablasyon sonrası başarı, hedef dokuda beklenen etkinin oluşması ve biyokimyasal yanıtla değerlendirilir. Ultrason görüntüsünde hacim azalması veya kanlanma değişikliği görülebilir; fakat tek başına yeterli değildir. Kalsiyum ve PTH düşüşü asıl göstergeler arasındadır. Bazı hastalarda yanıt kısmi olabilir, ek seans veya cerrahi gerekebilir.

Paratiroid tedavisi sonrası kalsiyum PTH takibi ve ek tedavi kararını anlatan görsel
Başarı, işlem türünden bağımsız olarak kalsiyum ve PTH takibiyle değerlendirilir.

Bu nedenle ablasyon seçilecekse başarı kriterleri baştan konuşulmalıdır. Hangi değerde başarılı kabul edilecek? Kontrol ne zaman yapılacak? Yanıt yetersizse ikinci adım ne olacak? Hasta bu soruların yanıtını bilirse işlem sonrası süreç daha gerçekçi yönetilir.

Başarı değerlendirmesinde süre de önemlidir. İlk gün iyi görünen bir laboratuvar sonucu uzun dönem kalıcılığı garanti etmez; geç dönemde yükselme olup olmadığı takip edilir. Tersi şekilde erken dönemde beklenen yanıt alınmazsa paniğe kapılmadan, hekimin belirlediği protokole göre yeniden değerlendirme yapılır. Bu nedenle hasta, tedavi seçerken takip yükünü de kararın parçası olarak görmelidir.

Hastanın karar sürecinde hangi sorular sorulmalı?

Hasta önce tanının ne kadar net olduğunu sormalıdır. Gerçekten primer hiperparatiroidi var mı? D vitamini eksikliği, böbrek hastalığı veya ilaç etkisi dışlandı mı? Adenom tek odak mı? Görüntülemeler aynı yeri mi gösteriyor? Bu sorular netleşmeden "ameliyat mı ablasyon mu" sorusu erken kalır.

İkinci grup soru yöntem seçimiyle ilgilidir. Ameliyat öneriliyorsa neden? Ablasyon öneriliyorsa neden? Diğer seçeneğin dezavantajı ne? Ses siniri ve çevre yapılar açısından risk nasıl azaltılacak? İşlem sonrası kalsiyum ve PTH hangi aralıklarla kontrol edilecek?

Üçüncü grup soru beklentiyle ilgilidir. Tedaviden beklenen sonuç nedir? Başarı şansı ve başarısızlık ihtimali nasıl açıklanıyor? Ek tedavi gerekirse plan ne olacak? Hastanın takip randevularına uyumu ve genel sağlık durumu bu kararın önemli parçasıdır.

Sonuç: Doğru yöntem, doğru hastaya göre değişir

Paratiroid adenomu için ameliyat mı ablasyon mu sorusunun cevabı, hastanın biyokimyasal tablosuna, görüntüleme bulgularına, cerrahi riskine, hedefin güvenliğine ve takip planına göre değişir. Çoğu hastada standart ve güçlü tedavi seçeneği ameliyattır. Ablasyon ise seçilmiş hastalarda, özellikle cerrahi risk veya tekrar ameliyat zorluğu varsa değerli bir alternatif olarak konuşulabilir.

Sağlıklı karar, yöntemleri yarıştırarak değil, her birinin avantaj ve sınırlarını aynı hasta özelinde tartarak verilir. Eğer adenom net lokalize, tek odaklı ve güvenli hedeflenebilir değilse ablasyon uygun olmayabilir. Eğer hasta cerrahiye uygunsa ve kalıcı çözüm hedefleniyorsa ameliyat daha doğru seçenek olabilir. Eğer cerrahi risk yüksekse ve hedef uygunsa ablasyon dengeli bir seçenek haline gelebilir.

Bu nedenle nihai karar, kısa bir işlem tercihi değil; tanı güveni, tedavi hedefi, risk yönetimi ve takip sorumluluğunu birlikte içeren tıbbi bir plandır.

Sık Sorulan Sorular

Her hasta için geçmez. Ablasyon, seçilmiş hastalarda alternatif olabilir. Standart yaklaşım çoğu durumda cerrahidir.

Tek ve net lokalize edilmiş, güvenli hedeflenebilir bir adenom olması gerekir. Kalsiyum ve PTH tablosunun da tedavi gerekliliğini desteklemesi önemlidir.

Çoklu bez hastalığı düşünülüyorsa tek odağa ablasyon yetersiz kalabilir. Bu durumda cerrahi değerlendirme daha uygun olabilir.

Çıkarılan dokunun patolojik incelenmesi tanı güvenini artırır. Ablasyonda doku çıkarılmadığı için tanı güveni işlem öncesi yüksek olmalıdır.

Bazı hastalarda erken düşüş görülebilir, bazı hastalarda takip gerekir. Başarı kalsiyum ve PTH kontrolleriyle değerlendirilir.

Boyun bölgesindeki işlemlerde ses siniri komşuluğu önemlidir. Hem ameliyat hem ablasyonda ses değişikliği riski konuşulmalıdır.

Hayır. Hastanın isteği önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Hedefin güvenli olması, tanının net olması ve takip planının uygun olması gerekir.

Bazı hastalarda cerrahi yeniden gündeme gelebilir. Ancak önceki işlem ve doku değişiklikleri yeni planı etkileyebilir.

Endokrinoloji, cerrahi ve girişimsel radyoloji değerlendirmesi birlikte ele alındığında karar daha dengeli olur. Amaç hastaya en uygun risk-fayda dengesini kurmaktır.

Güncellendi
  • Son güncelleme 19 Eylül 2026

İçerik Yazarı

Uzman Dr. Mehmet Hakan PIÇAK

Radyoloji Uzmanı · Girişimsel Radyoloji

Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak, İstanbul Tıp Fakültesi'nden 2010'da mezun oldu ve 2015'te İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde radyoloji ihtisasını tamamladı. 2018'den bu yana Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde girişimsel radyolog olarak çalışmaktadır. Görüntüleme eşliğinde, cerrahi kesi olmadan uygulanan ablasyon ve biyopsi işlemleriyle ilgilenir.

  • Kurumİzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Girişimsel Radyoloji Kliniği
  • KonumÇiğli / İzmir

Uzmanlık Alanları

  • Girişimsel Radyoloji
  • Ablasyon Tedavileri
  • Tiroid Nodülü
  • Paratiroid Adenomu
  • Miyom
  • Meme Fibroadenomu
  • Tümör Ablasyonu
  • Ağrı Ablasyonu

İlgili Yazılar

Ön Değerlendirme

Tetkiklerinizi gönderin; ablasyon uygunluğu ve doğru tedavi seçeneği ön değerlendirme ile netleşsin.

Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak

Girişimsel radyoloji alanında görüntüleme eşliğinde ablasyon tedavileri.

Hekim profilini incele

Instagram

Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak @girisimsel.radyolog
Bu sitede yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir tıbbi durumun teşhisi veya tedavisi için kullanılamaz. Profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi gerektiren durumlar için lütfen doktorunuza başvurun.