Fibroadenom Ablasyonu Kimlere Uygundur?

Fibroadenom Ablasyonu Kimlere Uygundur?

Fibroadenom, memede en sık rastlanan iyi huylu kitlelerden biridir ve çoğunlukla genç kadınlarda fark edilir. Kitlenin iyi huylu olması, hastanın hiçbir zaman değerlendirme gerekmediği anlamına gelmez; çünkü memedeki her ele gelen kitle fibroadenom değildir. Bu nedenle hastaların sorduğu “Fibroadenom ablasyonu kimlere uygundur?” sorusu, tek cümlelik bir yanıt yerine kişiye özel bir değerlendirme süreci gerektirir.

Fibroadenom ablasyonu; kriyoablasyon, radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon veya odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle, ameliyatsız biçimde hedef dokuda kontrollü etki oluşturmayı amaçlayan girişimsel bir seçenektir. Ancak “ameliyatsız” ifadesi, işlemin herkes için uygun olduğu ya da sonucu garanti ettiği anlamına gelmez. Uygun hasta seçimi, bu yöntemin en kritik basamağıdır ve tanı güvenliğinden ödün verilmeden yapılmalıdır.

Bu yazı, fibroadenom ablasyonunun kimlerde daha mantıklı tartışılabileceğini ve hangi durumlarda dikkatli olunması gerektiğini hasta diliyle özetler. Nihai karar kişiye özel değerlendirme gerektirir; görüntüleme bulguları, biyopsi sonucu, kitle boyutu, hastanın şikayeti ve takip uyumu birlikte ele alınmalıdır.

Fibroadenom ablasyonu hangi hastalarda gündeme gelir?

Fibroadenom ablasyonu en sık, görüntüleme ve gerekirse biyopsi ile iyi huylu tanısı netleşmiş hastalarda gündeme gelir. Bu noktada yalnızca ultrasonda düzgün sınırlı bir kitle görülmesi yeterli değildir; kitlenin gerçekten fibroadenom olduğuna dair tanısal güven arttıkça ablasyon daha sağlıklı bir seçenek olarak tartışılabilir. Tanı belirsizse, ablasyon planlamak yerine önce doğrulayıcı adımlar atılmalıdır.

İkinci önemli konu, hastanın işlem gerektiren bir şikayetinin olmasıdır. Kitle büyüyorsa, ağrı veya hassasiyet yapıyorsa, kozmetik rahatsızlık oluşturuyorsa ya da hastada yoğun kaygıya yol açıyorsa aktif tedavi seçenekleri konuşulabilir. Küçük, stabil ve şikayet oluşturmayan fibroadenomlarda ise çoğu zaman takip yeterli olabilir; bu durumda ablasyon zorunlu bir adım değildir.

Üçüncü olarak, hastanın cerrahi kesi istememesi veya cerrahi riskinin yüksek olması ablasyonu gündeme getirebilir. Ancak bu istek tek başına yeterli bir gerekçe değildir; hedefin güvenli konumda olması, tanının netliği ve takip uyumu aynı anda sağlanmalıdır. Ablasyon, “ameliyattan kaçınma” isteği üzerine değil, risk-fayda dengesinin hastaya özel değerlendirilmesi üzerine kurulmalıdır.

Dördüncü olarak hastanın yaşı ve hormonal durumu da değerlendirmeye katılır. Genç hastalarda meme dokusu hormonal değişimlere daha duyarlı olabilir; adet döngüsü, gebelik veya hormon tedavileri sırasında kitlenin boyut ve hassasiyeti değişebilir. Bu değişkenlik, tek bir muayene bulgusuna dayanarak aceleci karar vermek yerine, gerektiğinde belirli aralıklarla yeniden değerlendirme yapmayı gerektirir. Hasta genç ve kitle stabilse, ablasyon yerine planlı takip çoğu zaman daha dengeli bir yaklaşımdır.

Klinik Not

Uygunluk kararının özü

Fibroadenom ablasyonu için temel soru, işlemin küçük girişli olması değil; tanının güvenilir, kitlenin tek ve ulaşılabilir, takip planının gerçekçi olup olmadığıdır.

Uygunluk değerlendirmesinde hangi görüntüleme ve biyopsi bulguları önemlidir?

Uygunluk değerlendirmesi, görüntüleme ile biyopsi sonucunun birlikte okunmasını gerektirir. Ultrason incelemesi kitlenin sınırlarını, iç yapısını, kanlanmasını ve çevre dokularla ilişkisini gösterir; genç hastalarda çoğu zaman temel görüntüleme yöntemi ultrasondur. Yaşa, risk durumuna ve bulgulara göre mamografi veya meme MR de istenebilir. Görüntülemede BI-RADS kategorisi, karar sürecinin önemli bir parçasıdır.

Kitle tipik fibroadenom görünümünde olsa bile bazı durumlarda biyopsi gerekir. Hızlı büyüme, atipik görüntüleme bulguları, ileri yaşta yeni fark edilen kitle, ailede meme kanseri öyküsü veya hasta ile hekimin tanı konusunda netlik istemesi biyopsi kararını etkileyebilir. Kor biyopsi ile doku tanısının alınması, ablasyon öncesi önemli bir güvenlik adımıdır; çünkü ablasyonda hedef doku çıkarılmadığı için işlem öncesi tanı belirsizliği daha ciddi bir sorun haline gelir.

Biyopsi sonucunun görüntüleme ile uyumlu olması da uygunluk açısından belirleyicidir. Ultrason iyi huylu fibroadenomu düşündürüyor ve biyopsi de bu bulguyu destekliyorsa karar zemini güçlenir. Ancak görüntüleme daha kuşkulu iken biyopsi sınırlı veya açıklayıcı değilse, “muhtemelen fibroadenom” varsayımıyla ablasyon planlamak doğru olmaz; böyle durumlarda tekrar biyopsi, daha geniş örnekleme veya cerrahi değerlendirme gündeme gelebilir.

Doğru Bilinen Yanlış

Yanlış Bilinen

Yanlış Bilinen: Kitle ultrasonda iyi huylu görünüyorsa ablasyon için doğrudan uygunum demektir.

Doğrusu: Ultrasonda iyi huylu görünüm önemlidir; fakat yaş, büyüme hızı ve görüntüleme bulgularına göre biyopsi ile doğrulama gerekebilir. Uygunluk kararı tanı güvenliği netleşmeden verilmez.


Hangi büyüklük ve konumdaki fibroadenomlar ablasyona daha uygundur?

Fibroadenom ablasyonunda kitlenin boyutu belirleyici bir kriterdir. Genellikle daha küçük ve orta boyutlu, net sınırlı kitlelerde işlem teknik olarak daha güvenli planlanabilir. Çok büyük kitlelerde enerjinin hedefe eşit dağılımı zorlaşabilir ve beklenen küçülme daha sınırlı kalabilir; bu nedenle büyük kitlelerde cerrahi veya vakum destekli çıkarım gibi alternatifler daha güçlü seçenekler olarak öne çıkabilir.

Kitlenin konumu da en az boyutu kadar önemlidir. Cilde çok yakın kitlelerde ısıya bağlı cilt etkilenmesi riski artabilir; meme başına yakın lezyonlarda kozmetik ve duyusal etkiler daha dikkatli değerlendirilir. Derin yerleşimli veya göğüs duvarına yakın hedeflerde iğne yolu ve hasta pozisyonu planı değişebilir. Bazı hastalarda çevre dokuyu korumak için sıvı ile mesafe oluşturma gibi teknikler kullanılabilir, fakat bu her durumda mümkün olmayabilir.

Kitlenin ultrasonla net ve güvenli biçimde izlenebilir olması da uygunluğun temel şartlarından biridir. Hedef ultrasonla seçilemiyorsa veya çevredeki damar ve sinir yapılarına çok yakınsa, işlem teknik olarak mümkün görünse bile uygunluk kararı olumsuz olabilir. Bu değerlendirme, işlem güvenliğinin görüntüleme aşamasında baştan kurulmasını sağlar.

Son olarak, kitlenin sayısı da uygunluk değerlendirmesinin parçasıdır. Bazı hastalarda birden fazla fibroadenom aynı anda bulunabilir. Böyle durumlarda her kitlenin ayrı ayrı görüntüleme özellikleri, boyutu ve gerekiyorsa biyopsi sonucu değerlendirilir; tüm kitlelerin aynı yönteme aynı derecede uygun olması gerekmez. Bir kitlede ablasyon tartışılırken diğerinde takip yeterli görülebilir, bu nedenle plan her zaman kitle bazında kişiselleştirilir.

Fibroadenom ablasyonu hangi yöntemlerle yapılır?

Fibroadenom ablasyonunda kullanılan yöntemler farklı fiziksel prensiplere dayanır. Kriyoablasyon, hedef dokuyu kontrollü biçimde dondurarak etkiler; radyofrekans ve mikrodalga ablasyon ısı enerjisiyle hedef dokuda etki oluşturur; odaklanmış ultrason ise enerjiyi hedefe odaklayarak doku etkisi yaratmayı amaçlar. Bu yöntemlerin ortak noktası, kitlenin genellikle vücut içinde bırakılması ve zamanla küçülmesinin beklenmesidir.

Yöntem seçimi; kitlenin boyutu, konumu, cilt ve meme başına mesafesi, merkezin deneyimi ve cihaz olanaklarına göre yapılır. Hiçbir yöntem tüm hastalar için “en iyi” seçenek değildir; her yöntemin kendine özgü avantajları ve sınırları vardır. Bu nedenle yöntem tercihi, hastanın klinik tablosu ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilerek belirlenir.

İşlem sırasında hedef kitle ultrasonla yeniden görüntülenir, giriş yolu planlanır, lokal anestezi uygulanır ve enerji veya soğuk etkisi görüntüleme rehberliğinde kontrollü biçimde verilir. Çevre meme dokusunun, cildin ve meme başı bölgesinin korunması işlem boyunca önceliklidir. Çoğu işlem günübirlik planlanabilir; ancak işlem sonrası kısa süreli gözlem gerekebilir.

Uzman Görüşü

Doktor Notu

Fibroadenom ablasyonunda güvenli karar, yalnızca kitle boyutuna bakılarak verilmez. Tanı güvenliği, hedefin cilde ve meme başına uzaklığı, damar komşuluğu ve takip planının netliği aynı dosyada birlikte değerlendirilmelidir.

Dr. Mehmet Hakan Pıçak
Meme fibroadenomu ablasyonunda hedefin ultrasonla görülmesi, çevre dokunun korunması ve takip sürecini anlatan premium medikal görsel
Hedefin konumu, cilt ve meme başı komşuluğu işlem güvenliğini belirler.

Cerrahi istemeyen veya cerrahi riski yüksek hastalarda ablasyon avantajlı mıdır?

Bazı hastalarda klasik cerrahi tıbbi açıdan daha riskli olabilir; ileri yaş, ciddi eşlik eden hastalıklar, anestezi riskinin yüksek olması veya daha önce aynı bölgede geçirilmiş girişimler bu değerlendirmeyi etkileyebilir. Böyle durumlarda fibroadenom ablasyonu, seçilmiş hastalarda daha az girişimli bir alternatif olarak gündeme gelebilir ve kozmetik açıdan da avantaj sağlayabilir.

Ancak cerrahi riskin yüksek olması veya hastanın kesi istememesi, tek başına ablasyonu otomatik olarak uygun hale getirmez. Hedef kitle güvenli görülmüyorsa, tanı belirsizse veya filloid tümör olasılığı düşünülüyorsa ablasyon yine doğru seçenek olmayabilir. Bu hastalarda karar, hastanın isteği kadar tanı güvenliği ve teknik uygulanabilirlik üzerinden de tartışılmalıdır.

Cerrahiye uygun olan hastalarda ise standart cerrahi seçenek hâlâ güçlü bir alternatiftir. Cerrahide kitle çıkarılır ve patolojik inceleme yapılır; bu, tanısal netlik açısından önemli bir avantajdır. Ablasyonun küçük girişli olması ve hızlı iyileşme beklentisi bazı hastalar için değerli olabilir; buna karşılık patoloji sağlamaması ve düzenli takip gerekliliği açıkça bilinmelidir.

Hangi durumlarda fibroadenom ablasyonu uygun olmayabilir?

Ablasyon, kanser şüphesi olan hastalarda genellikle uygun bir yaklaşım değildir. Ablasyon dokuyu çıkarmadığı için patolojik inceleme sağlamaz; bu nedenle atipik görüntüleme bulguları, hızlı büyüyen sert bir kitle veya filloid tümör şüphesi varsa cerrahi ve patolojik değerlendirme öncelikli hale gelir. Tanı belirsizliği ablasyon için en önemli sınırlayıcı faktördür.

Kitlenin ultrasonla net seçilememesi, cilde veya meme başına çok yakın olması ya da damar yapılarına güvenli mesafede bulunmaması da uygunluğu azaltır. Benzer şekilde gebelik, emzirme dönemi, aktif enfeksiyon veya kontrolsüz kanama riski gibi durumlarda işlem planı ertelenebilir ya da yeniden değerlendirilebilir. Bu faktörler, işlem güvenliğini doğrudan etkiler.

Takip uyumunun zayıf olması da ciddi bir sınırlamadır. Ablasyon sonrasında düzenli ultrason kontrolü yapılmayacaksa, kitledeki değişimin güvenli biçimde izlenmesi zorlaşır. Bu nedenle uygun olmayan hastada işlem yapmamak bazen en doğru tıbbi karardır; tedavi hastaya umut verirken belirsizlikleri saklamamalıdır.

Pıhtılaşma bozukluğu olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da işlem planı ayrıca değerlendirilir. Bu hastalarda ablasyon tamamen dışlanmaz; ancak ilaç düzenlemesi, kanama riskinin önceden konuşulması ve gerekirse ilgili branşlarla ortak karar alınması gerekir. Aktif cilt enfeksiyonu veya işlem bölgesinde iyileşmemiş bir yara varsa, işlem enfeksiyon riski netleşene kadar ertelenmelidir.

Doğru Bilinen Yanlış

Yanlış Bilinen

Yanlış Bilinen: Fibroadenom tanısı konduysa ablasyon her zaman uygundur.

Doğrusu: Ablasyon yalnızca tanısı netleşmiş, güvenli konumda ve takip uyumu olan seçilmiş fibroadenomlarda tartışılabilir. Kanser şüphesi veya belirsiz tanıda ablasyon öncelikli seçenek değildir.


İşlem öncesi hazırlıkta neler netleşmelidir?

İşlem öncesinde tanı, hedef, yöntem ve takip planı netleşmelidir. Kullanılan ilaçlar, özellikle kan sulandırıcılar, ek hastalıklar, alerji öyküsü ve daha önce geçirilmiş meme işlemleri ayrıntılı biçimde sorgulanır. Gerekirse ilgili branşlarla ilaç düzenlemesi yapılır ve işlem tarihi buna göre planlanır.

Hazırlık aşamasında beklenti yönetimi de en az teknik hazırlık kadar önemlidir. Ablasyon bir “garanti” veya “mucize” tedavi gibi sunulmamalıdır; amaç, uygun hastada hedef dokunun etkilenmesi ve zamanla hacim azalmasının izlenmesidir. Hasta, işlem günü ve sonrasında beklenen hassasiyet, morarma, sertlik ve olası uyarı bulguları konusunda önceden bilgilendirilmelidir.

Hasta ayrıca kontrol randevularının önemi konusunda bilgilendirilmelidir. İşlem sonrası takip planına uyamayacak, kontrol ultrasonlarına gelemeyecek veya olası uyarı bulgularını takip edemeyecek hastalarda ablasyon uygunluğu zayıflar. Bu nedenle hazırlık, yalnızca işlem gününü değil, sonrasındaki tüm süreci kapsayan bir plan olarak ele alınmalıdır.

Hazırlık aşamasında görüntüleme arşivinin tam olması da karar sürecini kolaylaştırır. Önceki ultrason, mamografi veya MR görüntülerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi, kitledeki değişimin gerçek bir büyüme mi yoksa ölçüm farkı mı olduğunu ayırt etmeye yardımcı olur. Bu geçmiş görüntüler elde değilse, işlem öncesi güncel ve ayrıntılı bir görüntüleme ile karar zemini yeniden oluşturulmalıdır.

Ablasyon sonrası takip uygunluğu nasıl etkiler?

Takip, uygunluk kararının işlemden önce konuşulması gereken bir parçasıdır. İşlem sonrasında kitlenin hacmindeki değişim, çevre doku görünümü ve hastanın şikayetlerindeki gerileme belirli aralıklarla ultrason ile izlenir. Ablasyonda hedef doku genellikle vücut içinde kaldığından, hacim azalması zaman alır ve bu süreç sabırlı bir takip planı gerektirir.

Bazı hastalarda erken dönemde belirgin küçülme izlenirken, bazılarında değişim daha yavaş değerlendirilir. Beklenenden farklı bir seyir, tekrar görüntüleme veya bazı durumlarda yeniden biyopsi ihtiyacını gündeme getirebilir. Hastanın artan ağrı, kızarıklık, ateş, akıntı veya hızlı büyüyen şişlik fark etmesi durumunda kontrol beklenmeden başvurması gerekir.

Takip uyumunun zayıf olması, ablasyonun güvenli yönetimini doğrudan zorlaştırır. Kontrollere gelemeyecek, işlem sonrası uyarı bulgularını takip edemeyecek veya laboratuvar ve görüntüleme izlemine uyum sağlayamayacak hastalarda ablasyon uygunluğu azalır. Bu nedenle takip planı, tedavi kararının ayrılmaz bir parçası olarak baştan konuşulmalıdır.

Vakum destekli çıkarım ile ablasyon arasındaki fark nedir?

Fibroadenom yönetiminde ablasyon tek girişimsel seçenek değildir; vakum destekli eksizyon da sık kullanılan bir ameliyatsız yöntemdir. Vakum destekli yöntemde kitle, özel bir iğne sistemiyle ultrason rehberliğinde parçalar halinde çıkarılır ve genellikle patolojik incelemeye gönderilir. Bu, tanısal netlik açısından önemli bir avantajdır; çünkü kitlenin dokusu fiilen elde edilmiş olur.

Ablasyonda ise hedef doku genellikle vücut içinde bırakılır ve zamanla küçülmesi beklenir; bu yöntemde ek bir patolojik doğrulama sağlanmaz. Bu nedenle ablasyon planlanmadan önce tanının biyopsi ile zaten netleşmiş olması özellikle önemlidir. Vakum destekli çıkarım, tanı belirsizliği devam eden veya kitlenin tamamen ortadan kaldırılmasının öncelikli olduğu hastalarda daha uygun bir seçenek olabilir.

Her iki yöntemin de kendine özgü sınırları vardır. Vakum destekli çıkarımda kanama, hematom veya kitlenin tam çıkarılamaması gibi durumlar görülebilir; büyük, meme başına çok yakın ya da cilde çok yakın kitlelerde bu yöntem her zaman uygun olmayabilir. Ablasyonda ise hacim azalmasının zaman alması, beklenen yanıtın bazı hastalarda sınırlı kalması ve tekrar değerlendirme ihtiyacı gündeme gelebilir. Bu farklar, hastayla işlem öncesi açıkça konuşulmalıdır.

Hangi yöntemin seçileceği; kitlenin boyutu, konumu, tanı güvenliği düzeyi, hastanın “kitle tamamen çıksın mı yoksa küçülmesi yeterli mi” tercihi ve merkezin teknik olanaklarına göre belirlenir. Bazı hastalarda önce vakum destekli örnekleme ile tanı güçlendirilir, ardından kalan dokuya yönelik ablasyon veya takip planlanabilir. Bu iki yöntem birbirinin rakibi değil, hastaya göre tamamlayıcı seçenekler olarak değerlendirilmelidir.

Takip sürecinde hastanın kendi gözlemi de değerli bir bilgi kaynağıdır. Memede yeni bir sertlik, şeklin değişmesi, kitlenin büyümesi veya ağrının artması fark edilirse, planlı kontrol tarihini beklemeden başvurulması önerilir. Ablasyon sonrası izlem, yalnızca görüntüleme merkezinin değil, hastanın da aktif katılımını gerektiren ortak bir süreçtir; bu katılım sağlanamıyorsa uygunluk kararı baştan yeniden gözden geçirilmelidir.

Karar hasta için nasıl kişiselleştirilir?

Fibroadenom yönetiminde en sağlıklı yaklaşım, hastayı tek bir yönteme yönlendirmek yerine seçenekleri karşılaştırmaktır. Takip, vakum destekli çıkarım, ablasyon ve cerrahi; hastanın kitle boyutuna, büyüme hızına, şikayetlerine, görüntüleme bulgularına ve beklentilerine göre farklı ağırlık kazanabilir. Uygunluk, bu seçenekler arasında kişiye özel bir denge kurmak demektir.

Hasta odaklı karar sürecinde tedavinin olası yararı kadar sınırlılıkları da açıkça konuşulmalıdır. Ablasyonun küçük girişli olması, kozmetik avantajı ve daha hızlı iyileşme beklentisi bazı hastalar için değerli olabilir. Buna karşılık patoloji sağlamaması, hacim azalmasının zaman alması ve düzenli takip gerekliliği baştan bilinmelidir. En doğru karar, görüntüleme, biyopsi, teknik uygunluk ve hasta beklentisinin birlikte değerlendirildiği karardır.

Sonuç olarak fibroadenom ablasyonu, herkese uygun bir işlem değil; seçilmiş hastalarda dikkatli değerlendirme sonrası gündeme gelen bir seçenektir. En güvenli yaklaşım, laboratuvar ve görüntüleme bulguları, biyopsi sonucu, girişimsel radyoloji değerlendirmesi ve hastanın takip uyumu birlikte ele alındığında ortaya çıkar.

Bu değerlendirme sürecinde hastanın önceki muayene ve görüntüleme geçmişi de karara katkı sağlar. Aynı büyüklükteki iki fibroadenom, farklı hastalarda farklı biçimde yönetilebilir; birinde takip güvenli ve yeterliyken, diğerinde biyopsi sonrası ablasyon veya vakum destekli çıkarım daha makul olabilir. Bu kişiselleştirme, gereksiz işlemlerden kaçınırken önemli bulguların da gözden kaçırılmamasını sağlar ve hastaya uzun vadede daha güvenli bir izlem sunar.



Sık Sorulan Sorular

Hayır. Ameliyattan kaçınma isteği tek başına yeterli değildir. Tanı güvenilir olmalı, hedef güvenli konumda bulunmalı ve takip planı kabul edilebilir olmalıdır.

Kanser şüphesi bulunan durumlarda ablasyon genellikle tercih edilmez. Ablasyon doku çıkarmadığı için patolojik inceleme sağlamaz; böyle hastalarda cerrahi ve patolojik değerlendirme öncelikli olabilir.

Genellikle hayır. Hedef dokunun zamanla küçülmesi beklenir. Hacim azalması ve şikayetlerdeki değişim ultrason kontrolleriyle izlenir.

Çok büyük kitlelerde enerjinin hedefe eşit dağılımı zorlaşabilir ve beklenen küçülme sınırlı kalabilir. Bu durumda cerrahi veya vakum destekli çıkarım daha uygun olabilir.

Hayır. Filloid tümör şüphesi olan kitlelerde patolojik tanı önceliklidir. Bu durumda cerrahi değerlendirme ablasyondan önce gelir.

Ameliyatsız yöntemlerde giriş yeri genellikle cerrahiye göre daha küçüktür; ancak morarma, geçici sertlik veya küçük bir giriş izi olabilir. Kozmetik risk işlem öncesi konuşulmalıdır.

Bu dönemlerde meme dokusu değişken olduğu için karar daha dikkatli verilir. Acil olmayan işlemler ertelenebilir; şüpheli bulgular varsa önce görüntüleme ve gerekirse biyopsi planlanır.

Takip yapılmazsa hedef dokudaki değişim ve olası sorunlar güvenli biçimde değerlendirilemez. Düzenli kontrol yapamayacak hastalarda ablasyon uygunluğu zayıflar.

Birden fazla fibroadenom varsa her kitle ayrı değerlendirilir. Uygunluk ortak bir kural yerine kitle bazında belirlenir; bir kitlede ablasyon uygunken diğerinde takip yeterli olabilir.

Güncellendi
  • Son güncelleme 19 Eylül 2026

İçerik Yazarı

Uzman Dr. Mehmet Hakan PIÇAK

Radyoloji Uzmanı · Girişimsel Radyoloji

Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak, İstanbul Tıp Fakültesi'nden 2010'da mezun oldu ve 2015'te İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde radyoloji ihtisasını tamamladı. 2018'den bu yana Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde girişimsel radyolog olarak çalışmaktadır. Görüntüleme eşliğinde, cerrahi kesi olmadan uygulanan ablasyon ve biyopsi işlemleriyle ilgilenir.

  • Kurumİzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Girişimsel Radyoloji Kliniği
  • KonumÇiğli / İzmir

Uzmanlık Alanları

  • Girişimsel Radyoloji
  • Ablasyon Tedavileri
  • Tiroid Nodülü
  • Paratiroid Adenomu
  • Miyom
  • Meme Fibroadenomu
  • Tümör Ablasyonu
  • Ağrı Ablasyonu

İlgili Yazılar

Ön Değerlendirme

Tetkiklerinizi gönderin; ablasyon uygunluğu ve doğru tedavi seçeneği ön değerlendirme ile netleşsin.

Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak

Girişimsel radyoloji alanında görüntüleme eşliğinde ablasyon tedavileri.

Hekim profilini incele

Instagram

Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak @girisimsel.radyolog
Bu sitede yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir tıbbi durumun teşhisi veya tedavisi için kullanılamaz. Profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi gerektiren durumlar için lütfen doktorunuza başvurun.